Yunanistan Güvenlik Güçlerinin İtmesi Sonucu Donarak Yaşamını Yitiren 19 Göçmen Hakkında Kamuoyu Açıklamamız

Anasayfa

Basın Bildirileri

Yunanistan Güvenlik Güçlerinin İtmesi Sonucu Donarak Yaşamını Yitiren 19 Göçmen Hakkında Kamuoyu Açıklamamız

Yunanistan Güvenlik Güçlerinin İtmesi Sonucu Donarak Yaşamını Yitiren 19 Göçmen Hakkında Kamuoyu Açıklamamız

2 Şubat 2022 Çarşamba günü, Yunanistan kolluk kuvvetleri tarafından geri itilen 9 göçmenin Edirne ilinin İpsala sınırları içerisinde donarak öldüğüne dair haberler basına yansımıştır. Aynı saatlerde Edirne Valiliği tarafından yapılan açıklamada “02/02/2022 günü İpsala İlçesi, Paşaköy Köyü, Mandakoru mevkiinde Yunanlılar tarafından geri itilen ve donarak vefat eden 9 göçmenin cansız bedenine ulaşılmıştır. Donma riski altındaki bir göçmen ise kurtarılarak Keşan devlet Hastanesi’ne sevk edilmiştir. Tıbbi yardım ihtiyacı olabilecek göçmenler için bölgedeki arama tarama faaliyetlerimiz devam etmektedir.” ifadelerine yer verilmiştir.


Uluslararası Mülteci Hakları Derneği olarak basına yansıyan bu olayla ilgili bir ön değerlendirme yaparak bölgede inceleme yapmak üzere tarafımızca bir araştırma heyeti görevlendirilmiştir. Söz konusu olayı detaylı bir şekilde araştırmak ve olay ile ilgili bilgi toplamak adına Edirne ilinin İpsala ilçesine giden heyetimiz, burada hem görgü tanıklarıyla hem de İpsala İlçe Jandarma Komutanlığı, İpsala İlçe Emniyet Müdürlüğü, İpsala Adliyesi ve İpsala Devlet Hastanesi’nde görevli personellerle görüşmeler yapmıştır. Yapılan araştırmalar ve görüşmeler neticesinde şu bilgilere ulaşılmıştır:


2 Şubat 2022 günü, İpsala ilçesinin, Paşaköy Köyü, Mandakoru mevkii civarında bulunan bir şahsın ihbarda bulunması üzerine olay mahalline giden kolluk kuvvetleri, yabancı uyruklu oldukları tahmin edilen birkaç şahsın donmuş cesetlerine ulaşmıştır. Aynı durumda bulunan başka şahısların da olabileceği düşüncesi ile olay mahallinde kapsamlı bir araştırma başlatan kolluk kuvvetleri, soğuktan donmuş başka cesetlere de ulaşmış ve bu şahısların Meriç nehrini geçtikten sonra Yunan kuvvetleri tarafından geri itildiklerini tespit etmiştir. Olayın gerçekleştiği ilk gün 12 kişinin cesedine ulaşan kolluk kuvvetleri, sonraki gün de arama çalışmalarına devam etmiş ve soğuktan donmuş 7 kişinin daha cesedine ulaşmış, böylece toplam vefat eden sayısı 19’a yükselmiştir. Aramalar esnasında sağ olarak kendisine ulaşılan bir şahıs Keşan Devlet Hastanesine kaldırılmışsa da tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştır. Soğuktan donmuş veya yardım bekleyen daha fazla kişinin olabileceği düşüncesi ile olay mahallinde aramalar devam etmektedir.


Mağdurların hepsi aynı bölgede ölmemişlerdir. Zira bir noktadan sonra grup halinde yürümeyi bırakan şahıslar soğuğun ve karanlığın da etkisi ile yer yön duygularını kaybetmiş ve farklı yönlerde ilerlemeye başlamışlardır.
Şahısların yaşları ve uyrukları hakkında net bir bilgi bulunmamakta olup kimlik tespiti için gerekli işlemler devam etmektedir. Bununla beraber şahıslar 25-30 yaşlarında yetişkin erkeklerdir. Vefat edenler arasında kadın veya çocuklar bulunmamaktadır.


Edinilen bilgilere göre şahısların hepsi Meriç nehri üzerinde Yunanistan’a ulaşmış fakat burada Yunanistan kolluk kuvvetlerinin hukuksuz muamelelerine maruz kalmışlardır. Yunanistan kolluk kuvvetleri son birkaç senedir takındığı gayriinsani tutumunu devam ettirmiş, şahısların eşyalarına el koymuş ve onları Meriç nehrine geri itmiştir. Öyle ki cesetlerine ulaşılan şahısların bir kısmının montsuz, ayakkabısız ve çorapsız oldukları, bir kısmının ise neredeyse çıplak oldukları anlaşılmıştır. Bununla beraber Yunanistan kolluk kuvvetlerinin, göçmenlerin hüviyet belgelerine de el koydukları düşünülmektedir. Bulunan onca şahsın üzerinde hüviyet bilgilerine dair herhangi bir evrakın olmaması, kimliklerin tespitini de zorlaştırmaktadır.
Yapılan görüşmelerde basına yansıyan bu olayın ilk vaka olmadığı, bunun gibi vakaların sık sık yaşandığı da ifade edilmiştir. Fakat şimdiye kadar meydana gelen vakaların bireysel bazda olduğunu yani toplu bir ölüm vakasının gerçekleşmediğini ifade eden yetkiler, gerçekleşen olayların bu sebeple basına yeteri kadar yansımadığını beyan etmişlerdir.


Bulunan cesetlerin İstanbul/Bahçelievler’deki Adli Tıp Kurumu’na gönderilmeden önce İpsala Devlet Hastanesi’ne götürüldüğü bilgisine ulaşan heyetimiz, yetkililer ile görüşmek adına hastaneye gitmiştir. Fakat olayın ikinci günü cesetlerine ulaşılan yedi kişinin hastaneye henüz getirilmiş olmaları, gerekli işlemlerin devam ediyor olması ve yetkililerin yoğunluğu sebebi ile görüşme sağlanamamış ve gerekli incelemeler yapılamamıştır. Bu sebeple mağdurların Yunanistan kolluk kuvvetleri tarafından herhangi bir fiziki şiddete maruz kalıp kalmadıkları noktasında bir bilgiye ulaşılamamıştır.


Olayın gerçekleştiği Mandakoru mevkiine yakın bulunan yerleşim yerlerine giderek bölge halkından da bilgi almaya çalışan heyetimiz, bu olaya ilişkin spesifik bir bilgi edinememiştir. Bununla beraber bu tür olayların sık yaşandığını ifade eden bölge halkı donmak üzere iken kendilerine ulaşılan yabancılara yemek ve elbise verdiklerini, bu yabancıların kendilerine dua ettiklerini ve donmak sureti ile ölmekten çok korktuklarını ifade ettiklerini beyan etmişlerdir.


Daha önce İpsala İlçe Jandarma Komutanlığı, İpsala İlçe Emniyet Müdürlüğü ve savcılık görevlilerin beyan ettikleri gibi bölge halkı da Meriç Nehri’nin yerleşim yerlerine ortalama 8-9 km uzaklıkta olduğunu, normal hava şartlarında birçok yabancının bu mesafeyi defalarca yürüdüğünü söylemişlerdir. Fakat mevcut hava şartları, mağdurlara yerleşim yerlerine ulaşma imkânı tanımamıştır. Zira son günlerde soğuk hava dalgasının etkisinde olan bölge, yaşanan yağmur ve kar yağışları ile dayanılmaz derecede soğuktur. Bununla beraber, Meriç Nehri’nden yerleşim yerlerine kadar olan alanların ekseriyeti çeltik tarlaları ile kaplıdır. Bu tarlalar, yapıları itibariyle su ile kaplı olup bataklık alanlardır. Yaşanan kar ve yağmur yağışları sebebi ile bu bataklık alanlar adeta göletlere dönmüşlerdir. Yunanistan kolluk kuvvetleri tarafından bu şahısların elbiselerinin çıkartılmış olması, zaten soğuk olan hava şartlarını mağdurlar için katlanılmaz hale getirmiştir. Yerleşim yerlerine ulaşmak için dondurucu soğuklarda, bataklık ve sular ile kaplı olan ortalama 8-9 kilometrelik yolu yarı çıplak bir şekilde kat etmek zorunda kalan şahıslar tabii bir şekilde başarılı olamamış ve donarak vefat etmişlerdir.


Bununla beraber daha önce yaşanan olaylarda Yunanistan kolluk kuvvetlerinin, sınırlarına geçen şahısları tamamen veya yarı çıplak bir şekilde saatlerce beklettikten sonra Meriç nehrine ittiklerini ileten bölge sakinleri, bu olayda da böyle bir durumun gerçekleşmiş olması ihtimalinde birçok şahsın Yunanistan sınırları içerisinde donarak vefat etmiş olma veya henüz nehri geçerken nehir sularında kaybolmuş olma durumlarının da kuvvetle muhtemel olduğunu söylemişlerdir.


Her ne kadar olayın tazeliği sebebi ile tüm bilgilere ulaşılamamış olsa da söz konusu göçmenlerin elbiselerine ve hüviyet belgelerine el konularak tamamen veya yarı çıplak bir şekilde Yunan yetkililerce geri itildikleri aşikardır. Bu geri itmelerin 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statülerine Dair Cenevre Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Dublin Sözleşmesi gibi Yunanistan’ın taraf olduğu uluslararası sözleşmelere aykırı olduğundan ve donarak vefat eden şahısların Yunanistan’ın gayriinsani ve hukuksuz muamelelerinin kurbanı olduklarından şüphe yoktur.


Bu vesile ile Yunanistan Devleti tarafından gerçekleştirilen gayri insani ve hukuksuz muameleleri takip etmeye devam edeceğimizi, en temel insan hakkı olan yaşam hakkının ihlaline varan tutumları nedeniyle Yunanistan Devleti aleyhine uluslararası tüm yargısal ve siyasal mekanizmaları harekete geçireceğimizi kamuoyuna saygı ile duyururuz.