İstanbul / TÜRKİYE
Türkçe TÜRKÇE

Yunan mülteci kampında şiddet: ‘Burası Suriye’deki savaşın daha çirkin hali’

Anasayfa

Haberler

Yunan mülteci kampında şiddet: ‘Burası Suriye’deki savaşın daha çirkin hali’

Yunan mülteci kampında şiddet: ‘Burası Suriye’deki savaşın daha çirkin hali’

Yunanistan’ın Midilli Adası’ndaki Moria Mülteci Kampı’nda şiddetin ölümcül boyutlara ulaştığı, bazıları henüz 10 yaşlarında çocukların intihara kalkıştığı belirtiliyor. BBC’nin Victoria Derbyshire programı, kamptan izlenimlerini yazdı.

Afganistanlı Sara Khan, “Her an, günün 24 saati çocuklarımızı alıp kaçmaya hazır durumdayız. Buradaki şiddet nedeniyle çocuklarımız uyuyamıyor” diyor. Sara, ailesinin kampta tüm gününü yemek sırasında geçirdiğini, kavga çıkacak korkusuyla da geceleri alarmda olduklarını söylüyor. Yardım kuruluşları, Moria’da giderek kötüleşen durumu protesto ediyor.

70 kişiye tek tuvalet

Sınır Tanımayan Doktorlar’a göre (MSF), kampta her tuvalete 70 kişi düşüyor ve her yer arıtılmamış pis su kokuyor.

Kampta bazılarının taşınabilir kulübelerde yaşadığına, resmi olarak bir yaşam alanı olmayanların ise birbirine geçmiş çadır ve tentelerin altına sığındığı dikkat çekiliyor.

Bir çadır evde 17 kişi kalıyor, dört aile bir çadır bezinin altında yaşamını sürdürmeye çalışıyor.

Kamp giderek çevredeki kırsal alanlara yayılmış.

3 bin kişilik kampta 8 bin kişi

MSF, 3 bin kişilik Moria’da şu anda 8 bin göçmen olduğunu söylüyor. Burada 12 günlük bebeğiyle yaşayan bir anne, yerde dışkılar olduğunu anlatıyor. Kamptaki şiddet olayları aşırı boyutlarda. Mayıs ayında Arap ve Kürtler arasındaki gerginliğin büyümesi sonucu yüzlerce Kürt kamptan kaçmıştı. 

Kampı terk edenler arasındaki Ali, “Ailemle beraber buraya geldiğimde, şimdiden ırkçılık ve etnik ayrımcılığın kol gezdiğini gördüm. Sünni, Şii, Kürt, Arap ya da Afgan, fark etmiyordu” diyor.

Çok sayıda çocuk, polisin kavgalara sık sık biber gazıyla müdahale etmesi nedeniyle solunum yolu hastalıklarına yakalanıyor.

Ali’ye göre Suriye’de isyancı gruplar arasında yaşanan çatışma ortamı, mülteci kampı sınırları içine de yansımış.

Ali, “Burası Suriye’deki savaşa, hatta onun daha çirkin haline benziyor. Tecavüz, cinsel taciz olayları duyuyoruz” diyor.

Moria’da çekim yaptığımız gün, öğlen yemeği kuyruğunda yine kavga çıkıyor. İki kişi bıçaklanırken, buna tanık olan birkaç kişi de panik atak geçiriyor. Sağlık çalışanları ise MSF tarafından beklemeye alınmış.

MSF, yaşananları protesto ederek kampı terk etmiş, ardından ihtiyacın büyüklüğü karşısında kamp kapılarının dışında bir sağlık kliniği açmıştı.

Çocuklarda deri ve solunum yolu hastalıkları

Kamptaki çocuklar arasında, kötü hijyen koşulları nedeniyle deri hastalıkları, kavgalar sırasında polisin attığı biber gazı nedeniyle de solunum yolları hastalıkları yaygın.

MSF’nin Midilli’deki koordinatörlerinden Luca Fontana, “Bu çocukların Atina’ya bir an önce gönderilmesini sağlamak istiyoruz ama olmuyor. Çocuklar hâlâ burada” ifadelerini kullanıyor.

2015’te kurulan kamp ilk başta transit geçiş yapanların birkaç gün kalması için kapılarını açmıştı.

Yunan hükümetinin yönetimindeki kamp aşırı kalabalık çünkü Yunanistan AB’nin sınırlama politikası kapsamında onları adalarda tutmaya çalışıyor.

Kamp, Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye arasında imzalanan ve Mart 2016’da yürürlüğe giren göçmen anlaşmasının bir parçasıydı. AB’nin verilerine göre anlaşmanın sağlanmasından Temmuz 2018’e kadar olan süre zarfında denizden Yunanistan’a 71 bin 645 yeni göçmen geldi.

‘Paramız yok, ekonomik durumu biliyorsunuz’

Bu göçmenlerin sadece 2 bin 224’ü Türkiye’ye geri gönderildi. Yunanistan hükümetinin basın sözcüsü George Matthaiou, Moria Kampı’ndaki feci koşulları kabul etmekle beraber, Atina’nın değil AB’nin bundan sorumlu olduğunu öne sürüyor. George Matthaiou “Bizim paramız yok. Yunanistan’daki ekonomik durumu biliyorsunuz. Yardım etmek istiyoruz ama AB sınırlarını kapadığı için bir şey yapamıyoruz” diyor.

Dünyanın dört bir yanındaki savaş bölgelerinde çalıştığını ama kampın en kötüsü olduğunu ifade eden Luca Fontana ise, “Burada umutları sistem alıp götürmüş” diye konuşuyor.

Kaynak: BBC Türkçe