Doğu Türkistan'da Çin zulmü

Çin’in Orta Asya’da Müslümanlara yönelik zulüm ve eziyetleri bitmek bilmiyor. Türkiye ile Çin arasında yapılan “Gizli Anlaşma” gereği G87 (terör kodu) konularak ölüme gönderilenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Star Gazetesi yazarı Sibel Erarslan, konuyla ilgili son örneği köşeni taşıdı. İşte o yazı;


“Bir noter arkadaşımdan geldi haber.

Erciyes Üniversitesi'nde öğrenci bir gencimiz, Kastamonu Üniversitesi'nde öğrenci bir kızla birbirlerini severek evleniyorlar. Kız öğrencimiz Doğu Türkistanlı. Bir kız çocukları dünyaya geliyor, Nezire bebek 1 yaşını henüz doldurmamış. Derken genç annenin memleketinden, Çin Uygur Özerk Bölgesi'nden haber geliyor. Gelin hanımın annesini babasını, atalarını tutmuşlar, polis karakoluna çekmişler, rehin almışlar, eğer geri dönmezse, tutukluluk halleri devam edecekmiş diye bir haber... Hemen yola çıkmışlar Nezire bebekle annesi. Daha uçaktan iner inmez, pasaportuna el konulmuş ve Türkiye'deki eşi ile görüşmesi yasaklanmış. Türkiye'deki (TC vatandaşı) eş, hemen karısının ve kızının peşinden koşmuş, lakin onu da Urumçi'den öteye salmamışlar... Kadın hapishaneye atılmış, terörist ilan edilmiş, işkenceyle kağıtlar imzalatılmış. TC vatandaşı olduğu halde daha 1 yaşını doldurmamış Nezire bebek de annesiyle birlikte hapishanede...

***

Bu bilgiyi bu konuları takip ettiğini bildiğim üst düzey bürokrat bir arkadaşıma ilettim. Kendisi Doğu Türkistan ile ilgili Çin zulmü hakkında bu tür bilgilerin son zamanlarda giderek arttığını söyledi.İki yıl önce Türk ve Müslüman ismi kullanmaları yasaklanmıştı hatırlarsanız Doğu Türkistanlıların... Bu sene de Ramazan'da oruç tutmaları dahi yasaktı, başörtü taktıkları takdirde tutuklanıyordu Türkistanlı kadınlar.

Mao döneminin dış dünyaya kalın setlerle kapalı otoriter yönetimi, mesele Doğu Türkistan olduğunda, Mao sonrası dönemde de azalmadan devam ediyor. Çin'de komünizm sonrası kısmi açılım ve rahatlama gerçekleşmiş olsa da, Uygur Özerk Bölgesi için hakim renk halen kızıl.Haberleşme hakkı ve hürriyetine de riayet edilmediğinden, yaşanan zulümler, dünyanın gözünden kolaylıkla kamufle ediliyor.

Sadece kendi sınırları içindeki Doğu Türkistanlılara zulmetmiyor Çin... Kendi zulmünden kaçan Uygurları, dünyanın neresinde olursa olsun bulup yok etme azminde... Bunu Rusya, Özbekistan, Tacikistan da yapıyor. Ellerinde gayet kullanışlı bir maymuncuk var, her kapıyı kolayca açıyor. Yok olmasını hedefledikleri etnik veya dini kimliği 'terörist' ilan edince iş bitiyor... Allah aşkına 1 yaşındaki Nezire bebekten nasıl bir terörist olabilir. Bugün bizim de sınır dışı etmek için gün saydığımız pek çok Çeçen, Özbek, Tacik, Uygur kadın ve çoluk çocuk var... Türkistan-Der Başkanı Burhan Kavuncu, sınır dışı edilecekleri günü korkuyla bekleyen bu anneler ve çocukları hakkında görüntüler yollamış, seyrederken kalbim sızladı...

İslamcı camia da bu konuda sus pus. 'Dış Türkler' hadisesi deyip MHP diskuruna havale etmişsiz ya Türkistan hadiselerini, sen sağ ben selamet...Suriyeli mülteciler hakkında gösterdiğimiz şeref duyduğumuz rikkatin, binde birini niçin esirgiyoruz diğer mazlumlardan...

***

Uluslararası Türkistanlılar Dayanışma Derneği Başkanı Kavuncu,haince planlanıp masum insanların canına kıyan terör olaylarını tel'in ettikten sonra, meselenin politik amaçlara uygun bir şekilde 'potansiyel suçlu üretme' işine dönüşmesinden şikayetçi. Kavuncu'nun ifadesiyle; Göç İdaresi Genel Müdürlüğü; Emniyet, İstihbarat ve Dış İşleri'nden gelen bilgilerle 60 bine yakın yabancıya 'Türkiye'de bulunması sakıncalı' anlamında, 'Genel Güvenlik Kodu G87' uygulaması başlattığını duyurmuş. Haklarında güvenlik kodu bulunanlar, sınır dışı ediliyorlar. Ve zaten ölüm tehdidi altında çıktıkları ülkelerine geri yollanıyorlar. Özellikle Rusya, Özbekistan, Tacikistan, Çin gibi ülkeler, kendi ülkeleri adına muhalif gördükleri kişiler hakkında 'terörist' kararı çıkartıp, interpole bildiriyorlar. Bu insanlar, dünyada saklanıp sığınacak yer bulamıyorlar bundan sonrasında... Bir yanda terörizmin yok edici, imhacı zulmüyle yüz yüze bu insanlar, bir yandan da kendilerinin terörist ilan edilmeleri gibi çift yönlü bir karatmayı yaşıyorlar... Özellikle maruz kaldığımız son terör olaylarından sonra, 'Özbek ve Çeçen'lere karşı belirginleşen korku-ürküntü-uzaklaştırma mesafesi, 'Özbek ve Çeçen zannedilenler'e karşı da devam ediyor. Yalan yanlış istihbaratlarla, DEAŞ üyesi olabilir bildirimleriyle, özellikle Zeytinburnu'nda önlerine gelen Afgan, Özbek, Tacik, Tatarı toparlayıp derdest etmekle terörle mücadele olur mu?

Elbette terörle mücadele zorlu ve tavizsizlik isteyen bir yol. Lakin bu konuda azami dikkat, hukuka riayet ve hatta sivil toplumla işbirliği gerekmiyor mu?

Doğu Türkistan demeye ısrarla devam edeceğim. Ola ki birileri çıkar da 'doğusu olan coğrafyanın batısı da vardır, Batı Türkistan neresi' diye sorar. Sovyet Döneminde Türkistan'ı batı yakasını, alt etnisitelere bölerek, 'Türkistan bilinci'ni yitirdik. Artık, Doğu Türkistan demek de yasak.

Dışişleri Bakanlığımız Çin'le olan ilişkilerimizi düzeltmek çabasının yanı sıra, Doğu Türkistan'ın maruz kaldığı zulme çözüm bulmak adına acaba neler yapıyor. Nezire bebek Çin hapishanelerinden kurtulabilecek mi?

 

'Güzel Türkistan senge ne boldi? Sebepsiz vakıtsız küllerning soldu' (Çolpan)”

Hit: 1120

Haberler